CDS Risk Primi Savaş Öncesi Düzeye Geriledi

16 Nisan 2026 tarihinde Hakan Kaplan tarafından yayımlanan habere göre, ABD ile İran arasındaki müzakerelere dair artan iyimserlik, piyasalardaki risk algısını düşürdü. ABD Başkanı Donald Trump’ın, iki gün içinde Pakistan’da yeni bir görüşme yapılabileceğine dair açıklamaları, müzakerelerin devam ettiğini gösterdi. Trump, bir röportajında savaşın sona yaklaşmış olabileceğini belirterek bu durumu daha da pekiştirdi.

Tarafların kısa sürede bir anlaşma sağlayabileceğine dair umutlar, petrol fiyatlarının düşmesine ve bu durumun küresel enflasyon endişelerini bir miktar hafifletmesine yol açtı. Savaşın yakında sonlanabileceğine dair artan beklentiler, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) olası “şahin” politikalarına dair endişelerin azalmasına ve dolayısıyla dolarda bir zayıflamaya neden oldu. Bu gelişmeler, tahvil piyasasında talebi artırarak, borçlanma maliyetlerinin düşmesine katkı sağladı.

Sonuç olarak, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, yaklaşık 5 baz puanlık bir düşüşle yüzde 4,26 seviyesine gerilerken, yeni günde bu rakam yüzde 4,25 oldu. Ülkenin 5 yıllık tahvil getirisi ise yüzde 3,8710’a inerek son bir ayın en düşük seviyesini gördü.

Bu iyimserlik havası, uluslararası piyasalarda tahvil faizlerinin düşmesi ve jeopolitik risklerin azalabileceğine yönelik beklentilerle birlikte Türkiye’nin CDS (Kredi Risk Primi) oranında da bir azalma meydana getirdi. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi, ABD-İran müzakerelerinin başlamasıyla birlikte 230,4 baz puana inerek 27 Şubat’tan bu yana görülen en düşük düzeye ulaştı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları başlamadan önceki dönemde 235 baz puan seviyelerinde bulunan Türkiye’nin CDS oranı, mart ayında 327 baz puana kadar yükselmişti. Bu süreçte yaklaşık 100 baz puanlık bir düşüş gerçekleşmiş oldu.