MESEM ve çocuk işçiliği: Bilimle çelişen bir uygulama

Çocuk İşçiliği ve MESME: Bilimsel Açıdan Değerlendirme

Politik tartışmalar arasında çocuk işçiliğinin bilimsel yanı göz ardı ediliyor. Sinirbilim, çocukların ve ergenlerin çalışma hayatında olmalarının beyin gelişimlerinin tamamlanmamış olması nedeniyle ciddi riskler taşıdığını ortaya koyuyor.

Mesleki Eğitim Merkezleri (MESME) bünyesinde çalışan çocuklar ve çocuk işçi cinayetleri genellikle siyasi, etik ve yasal açıdan tartışılıyor. Ancak bilimsel olarak bu konuya odaklanılmıyor. Bu nedenle, çocukların çalışma hayatının onların nörobiyolojik gelişimlerini nasıl etkilediği sorusu yeterince ele alınmıyor.

Columbia Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden sinirbilimci Doç. Dr. Çağhan Kızıl, bilime dayalı olarak çocukların yetişkin iş ortamlarına uygun olmadığının net bir şekilde belirtildiğini vurgulayarak, “Bu gerçek görmezden gelindiğinde, ortaya çıkan sonuçlar şaşırtıcı veya kaçınılmaz değildir.” diyor.

MESEM kapsamında kayıt yaptıran 14 yaşını doldurmuş çocuklar, son iki eğitim yılında sanayi ve inşaat sektörlerinde çalışan 15 çocuk yaşamını kaybetti. 2024 yılında en az 72 çocuk işçi öldü; bu sayı 2025’in sonuna doğru 85’e yükseldi.

Bu veriler, çocuk işçilerin neden özellikle yetişkinlerin çalıştığı iş ortamlarında risk altında olduğunu anlamak için sinirbilim bakış açısından bakmayı gerektiriyor. Kızıl, çocukların ve ergenlerin çalışma hayatında daha fazla tehlikeyle karşı karşıya olmalarının, kişisel özelliklerinden veya dikkatsizliklerinden değil, doğrudan biyolojik sınırlılıklarından kaynaklandığını vurguluyor.

Araştırmalar, ergenlik döneminin duygusal tepkiler ve ödül odaklı davranışlarda belirgin değişimlere yol açtığını gösteriyor. Çocuklar ve ergenler, yetişkinlere kıyasla ödül ve heyecan uyaranlarına daha hassas olsalar da, duygularını kontrol etme yetenekleri henüz gelişim aşamasında. Bu duruma hormonal değişimler ve sosyal çevrenin etkisi de eklenince, ergenler tehlikeli ve dikkat gerektiren işlerde biyolojik olarak daha büyük bir risk altında oluyor.

Bu biyolojik farklar çocuk işçi ölümlerini öngörülebilir bir risk haline getirirken, bunun kaçınılmaz olmadığını belirten Kızıl, “Bilim, hangi yaşta hangi bilişsel sınırların olduğunu genel olarak ortaya koymuştur.” diyor. Genç çalışanların, deneyimsizlikleri ve gelişimsel özellikleri nedeniyle daha yüksek risk altında olabileceği iş sağlığı ve güvenliği literatüründe de yer alıyor.

Biyoloji ve yapısal riskler bir arada

Kızıl, çocuk işçilerin karşı karşıya olduğu güvenlik risklerinin sadece biyolojik gelişimle sınırlı olmadığını, aynı zamanda ergenlerin stres altında karar verme kapasitelerinin de önemli bir rol oynadığını belirtiyor. Zaman baskısı, iş aksatmama beklentisi, usta veya amir otoritesi, sosyal hiyerarşi ve yorgunluk gibi etkenlere vurgu yaparak, “Ergen beyni, yüksek stres koşullarında doğru kararlar yerine hızlı ve dürtüsel hareket etmeye eğilimlidir. Bu nedenle iş yerlerinde karşılaşılan kazalar sadece ilk hatadan değil, o hataların fark edilmemesi ve zamanında düzeltilmemesinden kaynaklanır.” diyor. Kızıl’a göre, çocukların dikkatsiz olması değil, beyin gelişimleri ve deneyimsel birikimleri henüz yetişkin iş ortamlarının taleplerine uygun olmadığı için risk altındalar.

Kızıl ayrıca, çocuk işçiliğinin yalnızca bireysel veya biyolojik bir sorun olmadığını, yapısal sorunların belirleyici rolü olduğunu belirtiyor. “Yoksulluk, kayıt dışılık, işyerlerindeki güvenlik kültürü ve denetim eksikliği gibi yapısal sorunlar göz ardı edilemez.” diyor. Sinirbilimsel yaklaşımın, bu koşulların neden çocuklar için daha ağır sonuçlar doğurduğunu anlamaya yardımcı olduğunu ekliyor.

Bu risklerin her sektör için geçerli olmadığını belirten Kızıl, özellikle tehlikeli, dikkat gerektiren ve stresli işlerde, çocukların biyolojik olarak dezavantajlı olduğunu vurguluyor.

Ayrıca Kızıl, çalışma koşullarının gelişmekte olan beyin üzerindeki etkilerinin sinirbilimsel açıdan değerlendirilmesi odaklı olarak çalıştığını belirterek, sayısal bir epidemiyolojik analiz sunmadığını ifade ediyor.

Politikalar Çocuk Beyinlerini Göz Ardı Ediyor

Çocuk işçiliği ve MESME politikaları, bilimsel verilere dayalı çocuk gelişimi veya genç beyin sınırlarını merkeze alan açık ve izlenebilir bir çerçeveye sahip değil. Bakanlık tarafından sunulan gerekçeler genellikle eğitim-sektör işbirliği ve istihdam hedeflerine dayanıyor. Ancak, çocuk sağlığı ve gelişimi ile ilgili bilimsel değerlendirmeler genellikle sivil toplumun, meslek örgütlerinin ve kamuoyunun konusu olmaya devam ediyor. Oysa bilim, çocukların hangi koşullarda hangi risklerle karşı karşıya kaldığını büyük ölçüde ortaya koymuştur. Bu bilgilerin politika oluşturma sürecine dahil edilmemesi, çocuk işçi ölümlerini trajik olmanın ötesinde öngörülebilir ve engellenebilir bir sorun haline getiriyor.

Bu bilimsel kopukluk ile uygulama arasında birinden öte yansımalar gözleniyor. İstanbul’da düzenlenen “Türkiye Yüzyılı Mesleki ve Teknik Eğitim Zirvesi” sırasında, çocuk işçi ölümleri nedeniyle protesto eden Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi üniversite öğrencilerine yönelik saldırı sonucunda 17 öğrenci gözaltına alındı. Bu öğrencilerden 16’sı tutuklandı ve halen cezaevinde bulunuyor.

Etiketler: çocuk işçiliği, işçi cinayetleri, MESME