Haber Şirketleri tuzağa düşüren saldırılar! Siber saldırganlar, birçok yeni yöntem geliştirdi. Açık kaynak yazılımlarından sahte tedarikçi postalarına, fatura dolandırıcılığından balina avına, sahte BT çalışanlarından fidye saldırılarına, sosyal mühendislikten PDF sahteciliğine kadar çok sayıda saldırı şekli şirketleri tehdit ediyor. Hakan Kaplan 5 Nisan 2026 ÜRÜN DİRİER/ İş süreçlerinin buluta taşınması, tedarik zincirlerinin dijital platformlar üzerinden yönetilmesi ve çalışanların farklı lokasyonlardan sisteme bağlanabilmeleri verimliliği önemli ölçüde artırdı. Ancak teknolojideki bu gelişmeler şirketlere sadece yarar sağlamıyor. Diğer taraftan siber saldırganlara yeni fırsat kapıları aralıyor . Bugün bir şirketin güvenliği yalnızca kendi sistemleriyle sınırlı değil; kullandığı yazılımlardan iş ortaklarına, e-posta trafiğinden çalışan davranışlarına kadar geniş bir ekosistemi kapsıyor. Bu yeni denklemde saldırganlar da giderek daha sofistike yöntemler geliştiriyor. Artık siber saldırılar yalnızca teknik açıkları hedef alan karmaşık kodlardan ibaret değil . İnsan psikolojisini hedef alan sosyal mühendislik teknikleri, tedarik zincirini manipüle eden dolandırıcılık girişimleri ve kurumsal iletişimi taklit eden sahte mesajlar, şirketlerin ‘yumuşak karnı’ olan ‘güven’ mekanizmasını hedef alıyor. Bir muhasebe departmanına gönderilen sahte bir fatura e-postası, yöneticiyi taklit eden bir ‘acil ödeme’ talebi ya da şirket içinde çalışan bir BT görevlisi gibi davranan saldırganlar, milyonlarca dolarlık zarara yol açabilecek zincirleme etkiler yaratabiliyor . Siber saldırganlar, açık kaynak risklerinden sahte tedarikçi postalarına, fatura dolandırıcılığından balina avına, sahte BT çalışanlarından fidye saldırılarına, sosyal mühendislikten PDF sahteciliğine kadar birçok yöntemle şirketleri hedef alıyor. Özellikle üst düzey yöneticileri hedef alan ‘balina avı’ saldırıları ve tedarik zinciri üzerinden yürütülen dolandırıcılık girişimleri, son yıllarda kurumsal dünyada hızla yayılıyor . Çünkü saldırganlar için en etkili yöntem, sistemleri kırmaktan çok insanların güvenini kırmak. Uzmanlara göre bu tablo, siber güvenliğin artık yalnızca IT departmanlarının sorumluluğunda olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Kurumsal kültürden çalışan eğitimine, veri yönetiminden kriz planlarına kadar pek çok başlık, şirketlerin siber dayanıklılığını belirleyen kritik faktörler haline geliyor . Peki kurumlar bugün en çok hangi saldırı türleriyle karşı karşıya? Uzmanlara, şirketlerin en sık karşı karşıya kaldığı siber saldırı yöntemlerini ve bu tehditlere karşı alınabilecek önlemleri sorduk. AÇIK KAYNAK KULLANAN ŞİRKETLER HEDEFTE Açık kaynak yazılımlar modern dijital altyapının temelini oluştururken, siber saldırganlar bu araçları hassas verileri ele geçirmek için kullanıyor . Kuruluşlarda veri sızıntılarına, sistem kesintilerine ve tedarik zinciri güvenliğine uzanan bu saldırılar, beklenmeyen riskler oluşturuyor. Açık kaynak kullanımının doğru yönetilmediğinde ciddi güvenlik açıkları oluşturabileceğini vurgulayan Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, asıl riskin yönetimsizlik olduğuna vurgu yapıyor . Açık kaynak yazılımlar, yazılım geliştirme süreçlerini hızlandıran ve inovasyonu destekleyen temel bileşenler arasında yer alıyor. Bugün neredeyse tüm kurumlar, açık kaynak bileşenler üzerine inşa edilmiş sistemler kullanıyor. Yapılan bir araştırmaya göre, şirketlerin yüzde 96’sının kod tabanında açık kaynak yazılımlar bulunuyor ve tek bir uygulama ortalama yüzlerce açık kaynak bileşen barındırıyor . Ancak bu yaygın kullanım, siber saldırganlar açısından da cazip bir alan oluşturuyor. Son dönemde tespit edilen gelişmiş bir tehdit grubunun, açık kaynak araçları kullanarak yüksek değerli kurumlara sızdığını ve hassas verileri ele geçirdiğini tespit ettiklerinin altını çizen Akkoyunlu, ‘Özellikle işletim sistemleri ve altyapı yazılımları gibi kritik katmanlarda